ralph nader sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
ralph nader sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Mart 2010 Pazartesi

Sonra Akçaağaç Vardı...


"Doğanın, bizi sihirli ortamına çeken özel bir gücü vardır. Onu bütün canlılığıyla anımsıyorum:

http://altinicizdigimsatirlar.blogspot.com/search?q=ralph+nader

Sonra Ağaçlar Vardı…

“Evimize giden merdivenin tam karşısında yüksekliği iki metreyi aşan görkemli bir akçaağaç vardı. Benim dört mevsimim, vahşi doğa koleksiyonum, gizemli ormanım, kısaca her şeyim olan dalları yatak odamın penceresine kadar uzanırdı.

…

On birime bastıktan ve onun en alttaki güçlü dallarından birine asılıp sallanacak kadar uzayıp güçlendikten sonra birbirimize daha da yakınlaştık. Bir sonraki yıl boyum biraz daha uzadığında, aşağıda beni izleyen annem bana yerçekimi kanununa saygı göstermem gerektiğini anımsatırken, ağacın gökyüzüne uzanan gövdesinde iyice yükseklere tırmanmayı öğrendim.”

Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s. 18-20

3 Ocak 2009 Cumartesi

Önce Sesler Vardı...


"Doğanın, bizi sihirli ortamına çeken özel bir gücü vardır. Onu bütün canlılığıyla anımsıyorum:

ÖNCE SESLER VARDI...

Bir çocuk, sesleri, özellikle görünmeyen gizemli kaynaklardan gelen sesleri doğal karşılamaz. Tekrarlanmaları hiçbir zaman melodilerini basitleştirmez.

Bir gün okulun top sahasında yaşlı bir adam, hayvanlar ya da böcekler aleminde hiçbir yaratığın nedensiz bir ses çıkarmadığını söyledi. Küçükken, kuş izleyicilerinin yaptığı gibi sesleri birbirinden ayırt etmeye çalışırdım. Yaz gecelerinde ayinsel resitaller veren o kadar çok yaratık vardı ki, tarlalardan, çalılardan ve ağaçlardan gelen kakafonide(*) ses ayrımı yapmak neredeyse olanaksızdı. Ama ben cırcırböceklerinin konuşmalarını dinlerdim. Karanlıkta gizemli köşelerinde sessizce dolaşan ateşböceklerini bile duymaya çalışırdım."


Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s.17-18


(*)Kimi sözlerde, söz öbeklerinde, birbirine yakın seslerin art arda gelmeleri sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı tırmalaması. (Ali Püsküllüoğlu, Arkadaş Türkçe Sözlük, Arkadaş Yayınevi, 2004, s.519)

19 Mart 2010 Cuma

Sonra Ormanlar Vardı...


“Yağmur, güneş, kar, yokuşlar, kelebekler, kuşlar, kemirgenler, akçaağaçlar, uzun otlar, kayalar, patikalar, güneş ışınları, rüzgar, hepsi yalnızca birkaç dakika sürerdi, ama orman asla sıkıcı değildi ve hep gözümüzde büyürdü. Her zaman yontacak bir ağaç, sopa yapacak bir dal, ağaç dallarının arasından yukarı fırlatacak bir taş, şaşırtacak bir sıçan, ayak eslerimizle kaçıracak bir yılan ya da ağaçların arasında bayır aşağı inerken üzerinden atlanacak bir granit bulurduk. Bu, örgür ve eğlenceli bir yürüyüştü…”

Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s. 24

16 Mart 2010 Salı

Sonra Meyve Ağaçları Vardı...


“O harika bir ağaçtı, yaklaşık kırk yıllık ömrü boyunca yalnızca biraz güneş ve yağmur karşılığında bize olağanüstü meyveler verdi.”

Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s. 21

18 Mart 2010 Perşembe

Sonra Kaya Vardı...


“Birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde sıra dışı bir arkadaşım vardı: benim “kaya” adını verdiğim koskoca bir taş parçası.

…

Böcekler ona tırmanmayı çok severdi. Onların yollarını, çeşitliliklerini ve ortak yaşam konusundaki becerilerini izlemek bana büyük bir haz verirdi. Bulutsuz akşamlarda tüneğimden yıldızlara bakar ve oralarda neler olduğunu merak ederdim. Güneşli ve serin günlerde ısınmak için kayaya sarılırdım.”

Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s. 21-22

17 Mart 2010 Çarşamba

Sonra Bahçe Vardı...


“Bir metreden kısa bir mesafeden ona doğrulttuğum taşı havaya kaldırdım. Koşmaktan soluk soluğa kalmış bir halde, tek elim havada birkaç saniye durdum ve korkudan sinmiş tavşanın faltaşı gibi açılmış gözlerini gördüm. Bir şey beni durdurdu.

…

Belki benim güvenlik, sağlık ve korumacılık eğilimimin tohumları da o gün atılmıştır. Asla pişmanlık duymadığım bu olay bana kendim hakkında bir şey öğretti: Bir marul bahçesi, karnını doyuran bir tavşana zarar vermeden de korunabilir.”

Ralph Nader, On Yedi Gelenek, Klan Yayınları, 2007, s. 22