Elif Şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elif Şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2010 Cuma

"İstersen Yine Kuzu Olabilirsin"


Aşk'a Devam...

“Kelimelerimi tartarak sonlandırdım. “İstersen yine kuzu olabilirsin. Zira hala içinde var. Yitirmedin özünü.”

Bu lafı duyar duymaz hancı kızgın tavaya değmiş gibi elini çekip benden uzaklaştı: “Bana bak derviş, seni hiç sevmedim” diye söylendi. “Bu gece burada kalabilirsin. Ama sabah erkenden toz olacaksın. Bir daha buralarda görmeyeyim suratını!”

Başımı salladım. Anlamıştım.

Böyledir işte. Doğruyu söyledin mi, kızar köpürürle. Hele aşktan bahsetmeyegör, hırçınlaşır, hoyratlaşır, senden nefret ederler.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 55

1 Temmuz 2010 Perşembe

"İçindeki Zayıflık Dışına Şiddet Olarak Yansıyordu"


Aşk'a Devam...

“Hancının avuç çizgilerini inceledim; derindi, çatlak çatlıktı, istikrarsızdı hatlar. Kısım kısım hareler belirdi gözlerimin önünde. Her insanın etrafında farklı renklerden bir hale olur. Bu adamınki boza yakın, ölgün bir maviydi. Ruhunun cevheri oyulmuş, kenarları örselenmişti. Dışarıdaki dünyaya karşı kendini savunacak içsel kudreti kalmamıştı adeta. İçten içe kuruyan bir bitki misaliydi hancı aslında. Yiten ruhsal kudretini ikame etmek için fiziksel kudretini ikiye katlamıştı. İçindeki zayıflık dışına şiddet olarak yansıyordu. Bu sebepten, hep başkalarına meydan okuyordu.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 53

30 Haziran 2010 Çarşamba

"Kollamaktır Vazifem, Yaşatmaktır"


Aşk'a Devam...

“Sufiyem, canım pahasına savunurum canı; yeminimdir, karıncaya dahi kıyamam. Kuş görsem Süleyman gelir aklıma; balık görsem Yunus. Kollamaktır vazifem, yaşatmaktır. Baktım bir adam bir adama zarar verecek, zayıfı korumak için elimden geleni yaparım. Velakin şiddet yoktur adabımızda. Elimden gelip geleceği, hancı ile yolcu arasına cansız bir perde gibi çekmek olur şu fani bedenimi.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 52

29 Haziran 2010 Salı

"Maktulün Bedduası"


Aşk'a Devam...

“Birini öldürdüğün zaman, mahakkak ki ondan bir şeyler bulaşır sana: Bir resim, bir koku, bir nefes… Bir ah, bir lanet,bir ses… “Maktulün bedduası” derim ben buna. Bedenine yapışır kalır. Başlar oymaya, tenini delip geçercesine. Ta ki yüreğinin derinliklerine sızana değin. Orada tutunur, yeniden sende yaşam bulur. Rüyalarına girer, uykularını delik deşik böler. Gündüzleri bir şekilde idare edersin ama gece olup yalnız kaldığında, döşeğinde soğuk soğuk terlersin. Her maktul katilinde yaşamaya devam eder. Kabil Habil’i öldürdükten kelli, hiçbir katil kurtulamamıştır kurbanının emanetini yüklenmekten.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 39






28 Haziran 2010 Pazartesi

40/40


Kırk Kural'ın Kırkıncısı

Kırkıncı Kural: “Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.

Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 415

14 Mayıs 2010 Cuma

39/40


Kırk Kural'ın Otuz Dokuzuncusu

Otuz Dokuzuncu Kural: “Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.


Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 407

13 Mayıs 2010 Perşembe

38/40


Kırk Kural'ın Otuz Sekincisi

Otuz Sekizinci Kural:
“Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.

Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 400

12 Mayıs 2010 Çarşamba

37/40


Kırk Kural'ın Otuz Yedincisi

Otuz Yedinci Kural:
“Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 397

11 Mayıs 2010 Salı

36/40


Kırk Kural'ın Otuz Altıncısı

Otuz Altıncı Kural
: “Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.


O’nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!”


Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 394


10 Mayıs 2010 Pazartesi

35/40


Kırk Kural'ın Otuz Beşincisi

Otuz Beşinci Kural

:"Su Hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır. "

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 374

16 Nisan 2010 Cuma

34/40


Kırk Kural'ın Otuz Dördüncüsü

Otuz Dördüncü Kural: “Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 357

15 Nisan 2010 Perşembe

33/40

Kırk Kural'ın Otuz Üçüncüsü

Otuz Üçüncü Kural: “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 328




14 Nisan 2010 Çarşamba

32/40


Kırk Kural'ın Otuz İkincisi

Otuz İkinci Kural
:
“Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 305

13 Nisan 2010 Salı

32/40


Kırk Kural’ın Otuz İkincisi

Otuz İkinci Kural: “Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 305



31/40


Kırk Kural'ın Otuz Birincisi

Otuz Birinci Kural
: “Hakk’a yaklaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 302

12 Nisan 2010 Pazartesi

30/40


Kırk Kural'ın Otuzuncusu

Otuzuncu Kural: “Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.

Sufi kusur görmez. Kusur örter.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s.280

5 Mart 2010 Cuma

29/40


Kırk Kural’ın Yirmi Dokuzuncusu

Yirmi Dokuzuncu Kural: “Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ”ne yapalım kaderimiz böyle“ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.”


Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 275

4 Mart 2010 Perşembe

28/40


Kırk Kural’ın Yirmi Sekizincisi

Yirmi Sekizinci Kural: “Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 267

2 Mart 2010 Salı

27/40


Kırk Kural’ın Yirmi Yedincisi

Yirmi Yedinci Kural: “Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.

Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”

Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s. 260

26/40



Kırk Kural'ın Yirmi Altıncısı

Yirmi Altıncı Kural: "Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir."


Elif Şafak, Aşk, Doğan Kitap, 2009, s.255